31 05 2021

Ticari Taşınır Rehni ve Temerrüt Sonrası Haklar

01.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (“Kanun”) ile taşınır varlıkları konu edinen işlemlerde rehin hakkının tesisi, tarafların ve üçüncü kişilerin hak ve yükümlülükleri, rehin hakkının kullanımı ile rehinli işlemlere dair usul ve esaslar düzenlenmiştir.

Kanun’un “Temerrüt sonrası haklar” başlıklı 14. maddesi ve Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) kapsamında; borçlunun temerrüdü sonrası rehin alacaklısı ile rehin verenlerin hak ve yükümlülükleri belirlenmiştir.

Rehin borçlusunun, borcunu süresinde ifa edememesi halinde Kanun, rehin alacaklısına dört ayrı seçimlik hak tanımıştır. Bu doğrultuda rehin alacaklısı;

  • Birinci derece alacaklı ise İcra ve İflas Kanunu 24. maddesi uyarınca rehinli malın mülkiyetinin devrini talep edebilir.
  • Alacağını, varlık yönetim şirketlerine ya da üçüncü kişilere devredebilir.
  • Zilyetliğin devrine konu olmayan varlıklarda kiralama ve lisans hakkını kullanabilir.
  • Genel hükümler çerçevesinde takip yapabilir.

 

a) Mülkiyetin Devri Talebi

Yönetmelik’in 29 ve devamı hükümlerinde düzenlenen mülkiyetin devri talebi, borçlunun temerrüdün gerçekleşmesini müteakip yedi gün içinde, rehinli varlığın bulunduğu yer veya rehin alacaklısının yerleşim yeri icra müdürlüğünden talep edilir. Öncelik hakkına sahip rehin alacaklısının bir hafta içerisinde mülkiyetin devri talebinde bulunmaması halinde sonraki sırada bulunan rehin alacaklıları sırasıyla icra müdürlüğünden mülkiyetin devri talebinde bulunabilir.

Mülkiyetin devri talebinde bulunma yetkisi; rehin sözleşmesinde “ilerleme sistemi” yahut “sabit derece sistemi” belirlenmiş olmasına göre farklılık göstermektedir;

i. İlerleme sistemi: Rehin alacaklıları sıralanırken, alacak hakkının Rehinli Taşınır Siciline tescil anı dikkate alınır. İlk tescil anına göre alacaklılar birinci sıradan başlamak üzere sıralanır. Bu sistemde mülkiyetin devri, tescil anına göre belirlenen ilk rehin alacaklısı tarafından talep edilebilir

ii. Sabit derece sistemi: Rehin veren tarafından taşınır varlığın değerinin itibari değerlere ayrılarak derecelendirildiği sistemdir. Bu sistemde öncelik hakkı rehin hakkının derece ve sırasına göre belirlenir.

Mülkiyetin devrine dair takip talebinin ekinde, Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen ekspertiz/değerleme raporuna yer verilir. Anılan Yönetmelik uyarınca alacaklının başvurusu üzerine rehin verenin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesince rehinli taşınırın değeri tespit ettirilir. Eksperiz tespitine karşı itiraz yolu açık olup itiraz üzerine gerçekleştirilen tespitin, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden değer tespiti istenemez.

Rehin konusu varlığın eksper raporunda tespit edilen değerinin rehin alacaklısının alacağından yüksek yahut düşük olması halinde ikili bir ayrım söz konusu olmaktadır. Rehin alacaklısı, tespit edilen değerden fazla bir alacağa sahip ise tespit edilen tutarın onda dokuzunu alacağına mahsup ederek mülkiyetin devrini talep edebilir. Bu halde alacaklının fark tutarı ile diğer alacaklıların öncelik hakkı ve alacak tutarına ilişkin rehin açığı belgesi düzenlenerek rehin alacaklılarına verilir.

Öte yandan rehinli taşınır varlığın mülkiyetini devralmaya hakkı olan rehin alacaklısı, eksper raporunda belirtilen değerden az bir alacağa sahipse fazla olan tutarı icra müdürlüğü hesabına yatırarak mülkiyeti devralabilir. Bu fark tutarın icra müdürlüğü hesabına kaydedilmemesi halinde bu tutar kadar borçlu ile müteselsilen sorumludur. Fark tutar diğer rehin alacaklılarına öncelik sırasına ve hisselerine göre paylaştırılır. Alacağının bir kısmını veya tamamını alamayan diğer rehin alacaklılarına rehin açığı belgesi düzenlenerek verilir.

Mülkiyetin devrine dair takip talebini alan ilgili icra müdürlüğü, ekspertiz/değerleme raporunda belirlenen rehinli taşınır varlığın değerini esas almak üzere rehin alacaklılarının öncelik sırasını ve alacak miktarlarını gösteren bir cetvel hazırlar. Her rehin alacaklısı sıra cetveli örneğinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava/şikâyet yoluna başvurabilir. Nihayetinde icra müdürlüğü, borçlu ile -rehin veren üçüncü kişi ise- taşınır varlığın maliki üçüncü kişiye birer ödeme emri gönderir.

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu süre içerisinde itirazda bulunulmaması ve fakat on beş gün içinde de borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınır varlığın mülkiyetinin alacaklıya devrine karar verilir.

Ödeme emrine itiraz edilmezse yahut itiraz edilse dahi itirazın kaldırıldığına veya itirazın iptal edildiğine dair alınan mahkeme kararı icra müdürlüğüne ibraz edilirse, borçluya veya taşınır varlığı zilyetliğinde bulundurana yedi gün içinde o varlığın teslimi adına icra emri gönderilir. Borçlu veya rehinli taşınır varlığı zilyetliğinde bulunduran üçüncü kişi icra emrinin gereğini yapmaz ise veya eksik yapar ve rehinli taşınır varlığı zilyetliğinde bulundurmaya devam ederse rehinli taşınır varlık elinden zorla alınıp rehin alacaklısına verilir ve bu husus Rehinli Taşınır Siciline bildirilir.

 

b) Alacağın Temliki

Mülkiyeti devralma yetkisi bulunan alacaklı, alacağını varlık yönetim şirketlerine veya üçüncü kişilere devredebilir. Bu halde bu kişiler alacaklının halefi olur. Halef, alacaklının rehin sırası da dâhil olmak üzere Kanun ve Yönetmeliğin alacaklıya verdiği tüm yetkilere sahiptir.

 

c) Kiralama ve Lisans Hakkı Kullanımı

Üzerinde rehin hakkı kurulabilecek taşınır varlıklar Kanun’un 5. maddesinde düzenlenmiştir. Rehin alacaklısı, anılan madde kapsamında sayılan varlıklardan mülkiyeti veya zilyetliği devredilemeyenlerin kiralama ve lisans hakkını doğrudan kullanabilir veya üçüncü kişilere kullandırtabilir. Lisanslama ve kiralama geliri borca yetecek düzeye ulaştıktan sonra kiralama ve lisanslama hakkı sona erer

 

d) Genel Hükümler Çerçevesinde Takip Yapılması

Rehin borçlusunun borcunu süresinde ifa etmemesi nedeniyle rehin alacaklısının başvurabileceği bir diğer yol, genel hükümler çerçevesinde takip yoluna başvurabilecek olmasıdır.

Önem arz eden husus şudur ki; rehin alacaklısı tarafından (b) ve (c) maddelerinde izah olunan “Alacağın Temliki” ve “Kiralama ve Lisans Hakkı Kullanımı” yollarından birine başvurulmuşsa bu, genel hükümler çerçevesinde takip yapılabilmesine engel değildir. Ne var ki rehin alacaklısı seçimlik hakkını mülkiyetin devrinden yana kullanmış ise genel hükümler çerçevesinde takip yapabilmesine imkân tanınmamıştır.

Sonuç olarak borçlusu temerrüt içerisinde olan bir rehin alacaklısının Kanun gereğince dört ayrı seçimlik hakkı bulunmakta olup uygulamada en sık karşılaşılan “mülkiyetin devri” taleplerinde yedi günlük süre içerisinde ekspertiz/ değerleme raporu ile birlikte devir talebinde bulunulması önem arz etmektedir. Rehin alacaklısı tarafından diğer seçimlik hakların tercih edilmesi halinde de genel hükümler çerçevesinde takip imkânının mevcut olduğu, alacağın tahsilini hızlandırmak adına göz ardı edilmemelidir.

 

 

Diğer Yayımlar